organik-tarim-kredisi

Yemekte de, tarımda da, günlük hayatta da biraz yavaşlamaya ihtiyacımız var. En son ne zaman yediğiniz bir şeyin tadını aldınız?

İnsan hayatındaki bu hızlı gidişatın yoluna girebilmesinin amaçlandığı birçok hareket karşımıza çıkıyor. Slow Food gibi, Cittaslow gibi, Slow Money gibi bu hareketler, birbirinden bağımsız hareket etse de özünde benzer şeyleri söylüyor: İyiye erişebilmek için yavaşlamak ve değişimi takip etmek.

Roma’da açılan bir Mc Donald’s’a karşı yürütülen bir hareket olan Slow Food, daha sonra küreselleşip bugünkü geniş kapsamlı boyuta erişmiş.

Bir ürünün yetişmeye başladığı andan tüketildiği ana kadar her şeyin şu anki temposundan çok daha yavaş ilerlemesi gerektiğini savunuyor Slow Food hareketi. Hepimiz “önceden bir domates alırdık kokusu mutfağı sarardı” demiyor muyuz?
Slow Food’un amaçları

Slow Food, yediğimiz içtiğimiz her şeyle ilgili bütüncül çözümler öneriyor. Belirlediği amaçlar doğrultusunda dünyanın neredeyse her yerinde bulunan Slow Food şubeleri çeşitli etkinlikler ve çalışmalar yapıyor.

En temel amaçları, tüketiciye ulaşan ürünlerin şu üç özelliği taşıması: iyi kalite, çevreye zarar vermeme ve uygun fiyatlı olup herkese ulaşma örneğin tohum bankalarının kurulması, biyolojik çeşitlilik açısından Slow Food’un en büyük önerilerinden birisi. Organik çiftçilik de yine bu noktada önemli bir durak haline geliyor. Organik, korunan ve sağlıklı besinler hepimizin kurtuluşu. Genetik mühendisliğinin ürünlere yaptığı müdahaleleri de aynı şekilde reddediyorlar ve bunun engellenmesi gerektiğini söylüyorlar. Dünya nüfusundaki hızlı ve kaynakların artık karşılamakta zorlandığı artış, çok uzun zaman önce tarımda organik yaklaşımların terk edilmesine neden oldu.

Yerel ve geleneksel besin maddeleri korunmalıdır, diyor Slow Food. Nesli tükenen hayvanlar kadar tükenen bitkiler ve gıda maddelerini de hesaba katmak gerek. Farkında olmadan doğaya verdiğimiz zarar, altından kalkabileceğimiz boyutta değil.